Zekat 1

Bu mektup, Hâce Cihân'a yazılmış olup din ve dünyayı bir arada götürme-nin zorluğunu ve bununla ilgili meseleleri açıklamaktadır.

Allah Subhânehû sizlere selamet ve afiyet ihsan eylesin.

'Din ve dünyanın Bir araya gelmesi mümkün olsa ne güzel olurdu! (Şiir)

Din ve dünyayı birleştirmek zıtları bir araya getirmek gibi bir durumdur. Öyleyse âhireti isteyen kişiye düşen dünyayı terk etmektir". Günümüzde dünyayı hakikî anlamda terk etmek zor olduğundan onu hükmen terk etmek bir zorunluluktur.

Dünyayı hükmen terk etmek, dînî islerde Şeriat-ı Garrâ'nın hükmünün gereğine bağlanmak; yeme, içme ve barınma işlerinde şer'î sınırlara riayet etmek, bu konularda haddi aşmamak ve zekata tabi olan malların ve hayvanların farz kılınan zekatlarını vermekten ibarettir.

Şer'ı hükümlerle donanmak mümkün olursa dünyanın zararından kurtulmak da mümkün olur ve iste o zaman dünya-ahiret birlikteliği sağlanmış olur. Ancak kişi için, terkin bu kısmı da gerçekleşmiyorsa bu, konumuzun dışındadır. Bu durumda olan kışı münafık hükmündedir. Onun bu şeklî îmânı, âhirette kendisine fayda sağlamayacak, dünyada ise canını ve malını korumaktan Öte gidemeyecektir.

Tebliğ edilmesi gereken ne varsa hepsini söyledim!

Sen, ya faydalı olan bu nasihati alırsın; yada huzursuzluğun devam eder! (Şiir).

Dünyanın bunca gösterişi, debdebesi, hizmetçileri, âvânesi, lezzetli yemekleri ve süslü elbiselerine rağmen bu doğru söze kulak verip dinleyen hangi bahtiyar insandır!

Kulağımı feryadıma kapatmış duymuyor Anlatıyorum ağlıyorum ama kabul etmiyor! {Şiir).

Allah Subhânehu bizi ve sizi Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) şeriatına tabi olmaya muvaffak kılsın, salât ve selam o şeriatın sahibi (S.A.V) üzerine olsun.

Mektubati Rabbani;72. mektup

Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) den rivayet edilen bir hadis-i Şerifte Efendimiz  (S.A.V)    Şöyle buyurdu: "Şüphesiz  Allah   (Azze ve Celle) kıyamet gününde: "Ey Ademoğlu! Ben Hasta oldum da, sen beni dolaşmadın! diyecek." Âdemoğlu: "Ya Rabbi! Ben seni nasıl ziyaret edebilirim. Sen âlemlerin Rabbisin! cevabını verecek." Allah-u Tealâ Hazretleri: "Bilmez miydin ki, filan kulum hasta oldu. Sen onu dolaşmadın. Bilmez miydin ki, onu dolaşmış olsan, beni onun yanında bulurdun." buyuracak. "Ey Âdemoğlu! senden yiyecek istedim; beni doyurmadın! diyecek." Âdemoğlu: "Ya Rabbi! Seni nasıl doyurabilirim ki! Sen âlemlerin Rabbisin! diyecek.: Allah-u Tealâ Hazretleri: "Bilmez misin ki, filan kulum senden yiyecek istedi, sen onu doyurmadın. Bilmez miydin ki, onu doyurmuş olsan; bunu benim nezdiınde bulacaktın!" buyuracak. "Ey Âdemoğlu! Senden su istedim; beni sulamadın! diyecek." Âdemoğlu: "Ya Rabbiî Ben seni nasıl içiririm! Sen âlemlerin Rabbisin cevabını verecek. Allah-u Tealâ Hazretleri: "Filan kulum senden su istedi; ona su vermedin! Onu sulamış olsaydın bunu (n karşılığını) benim yanımda bulurdun!" buyuracaktır. (Müslim, Birr- 43)

Fahrurrazî ve Hâzin tefsirlerinde zikredildiğine göre:Ayeti celilede geçen karz'dan ne murat edildiği hakkında ihtilaf edilmiştir. Bazı Müfessirler bunu Allah yolunda infakla, tefsir etmişlerdir.

Alusî tefsirinde İbn-i Ebî Hatim'den naklen Ömer b. Hattab (Radıyallahu Anh)m: "Karz-ı Hasen, cihat ve Allah yolunda infaktır." buyurduğu nakledilmiştir. Zengin olupta cihada gitmekten aciz olanların, cihat eden askerlere harcadıkları mallar ve zengin olduğu hâlde bizzat cihada gidip kendine harcadığı mallar, Allah-u Tealâ'ya verilmiş olan güzel bir ödünçtür, zira Allah yolunda harcandığından, Allah'ın kendisine verilmiş demektir. Yoksa bilinen ödünç verme manası burada mevzubahis olamaz. Çünkü Allah’u Teala’nın kullarından bir şey istemeye ihtiyacı yoktur.

Nafile Namazlar

Bizi Rabbimize yaklaştıran ibadetler

Haftanın günlerinde kılınan nafile namazların faziletleri burada anlatılacaktır. Önce gündüzleri kılınan nafile namazları anlatalım.

Ebu Hürryre r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur

Evinden cıktığın zaman iki rekât namaz kıl; bunlar seni kötü çıkıştan korur. Evine girdiğin zaman dahi iki rekât namaz kıl; bunlar da seni kötü girişten korur.

Enes b. Malik r.a Resulüllah S.A.V efendimiz sabah namazı üzerine şöyle buyurmuştu. Bir kimse, abdestini alıp da, mescide yönelip orada namazını kılarsa, oraya gidişinin her adımında kendisine bir iyilik yasılır; Her kötülüğü de silinir. iyilikler, on misli sevap getirir. Sabah namazını kıldıktan sonra, güneş doğarken, evine giderse Allah-u Tealâ, onun için bedenindeki tüylerin sayısı kadar sevap yazar. Ayrıca onun için makbul bir hac sevabı verir. Namaz vakti gelinceye kadar orada oturur ise., kendisine her oturma karşılığı iki bin sevap yazılır. Yatsı namazını cemaatle kılmaya giden için dahi aynı şekilde sevap vardır. Onun bu ibadetleri, makbul bir Ömre ve makbul bir hac sevabına çevrilir.

Osman b. Affan r.a.   Resulüllah S.A.V. efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, yatsı namazını cemaatle kılarsa geçenin yarısını ibadetle geçirmiş olur. Sabah namazını cemaatle kılan dahi, gecenin tümünü ibadetle geçirmiş olur.

Ebu Hüreyre r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur: Yatsı ve sabah namazı kadar münafıklara ağır gelen bir namaz yoktur. Şayet onda olan sevabı bilmiş olsalardı; sürünerek giderlerdi. İstiyorum ki: Ashabıma emir vereyim, odun toplayalar. Evlerinde oturup da bizimle namaz kılmaya gelmeyenlerin evlerini ateşe vereyim.

Ebu Hüreyre r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, zevalden sonra dört rekat namazı; Kur'an'ını güzel okuyarak, rükûunu ve secdelerini güzel ederek kılarsa, kendisi ile birlikte yetmiş bin melek namaz kılar.

Bu melekler, geceye kadar o kimsenin günahlarının bağışlanmasını Yüce Allah'tan dilerler.

Resulüllah S.A.V efendimiz, zeval (öğle) vaktinden sonra, dört rekât namaz kılmayı hiç bırakmazdı. Bu namazlarda, kıraati uzun okur, namazı uzatırdı. Şöyle buyurdu; Bu saatte sema kapıları açılır. Onun için bu saatte amelimin yükselmesini isterim. Aradan biri şöyle sordu: Ya Resulullah, bu dört rekat namaz arasında İki rekâtta bir selâm verilir mi?. Diye sorduğu zaman, Resulüllah S.A.V efendimiz söyle buyurdu: Bu dört rekât namaz içinde iki rekâtta bir selâm verilmez.

Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur: İkindi namazından evvel dört rekât namaz kılana Allah rahmetine nail eylesin.

Pazar günü namazı.

Ebu Hüreyre r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur: Bir kimse, pazar günü dört rekât namaz kılarsa, Allah’u Teala onun için her rekât namaz için bin namaz sevabı yazar.Sonra Allah-ü Teâla onun için cennette pek güzel kokulu miskten bir şehir ihsan eder. Bu namazı kılan kimse, her rekâtında Fatiha suresinden sonra bir kere amenerresulü (Bakara suresinin 285. ve 286. âyetlerini) okur.

Hazret-i Ali r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur: Pazar günü, çokça namaz kılmak sureti ile, Yüce Allah'ı birleyiniz. Çünkü, Yüce Allah birdir; ortağı yoktur.

Bir kimse, pazar günü, öğlen namazından sonra dört rekât namaz kılarsa, yalnız farzını ve sünnetini kıldıktan sonra Yüce Allah'tan her ne dilerse, Yüce Allah onun bütün dileklerini yerine getirir. hıristiyanların yaptığı şeylerden dahi Allah-u Teâlâ onu korur. Bu namazı şöyle kılar:

Birinci rekatta: Fatiha suresi ile Secde suresini okur. (32. sure) ikinci rekatta: Fatiha suresi ile Mülk suresini okur. (67. sure) Bundan sonra teşehhüde oturur ve selâm verip namazdan çıkar. Bundan sonra kalkar iki rekat daha kılar. Bu iki rekatta; Fatiha suresi İle Cuma suresini okur. (62. suredir.)

Pazartesi günü namazı.

Cabîr b. Abdullah r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, güneş yükseldikten sonra iki rekat namaz kılar Allah-u Teâlâ onun bütün günahlarını bağışlar. Bu namazın her rekatında şunları okur:

Bir kere Fatiha Suresini. Bir kere Ayet'el - Kürsîyi (Bakara suresinin 255.ayetidir.)

Birer kere, İhlâs, Muavvezeteyn (felak- nas surelerini- (112. 113. 114. surelerdir.)

Selâm verdikten sonra, on kere Allah-u Teâlâ'dan bağışlanmasını diler. On kere de, Resüllullah S.A.V efendimize salavat okur.

Enen b. Malik r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, pazartesi günü anlatılacağı şekilde on iki rekât namaz kılarsa, kıyamet günü o kimse söyle çağırılır: Ey Falan oğlu falan nerededir?. Gelsin, Yüce Allah'tan sevabını alsın.

Bu kimseye verilecek ilk sevap bin hulle (elbise)dir. Sonra başına taç giydirilir ve kendisine şöyle denir: Cennete gir. Bu kimse cennete girerken bin melek karşılar Her melekte, onun için bir hediye vardır.

O kimse için hazırlanan bin tane nurdan sarayı gezdirinceye kadar o kimse ile olurlar.

Bu namaz şöyle kılınır : Her rekâtında, bir kere Fatiha süresi, bir kere Ayet'el - Kürsî (Bakara suresinin 255. âyetidir.) okunur.

Namaz bittikten sonra on iki kere İhlâs suresini okur. (112. suredir.) On iki kere de, günahlarının bağışlanması için istiğfar eder.

Salı günü namazı.

Enes b. Malik r.a Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bîr kimse glintin ortasında (veya güneş yükseldikten sonra) on rekât onmaz kılarsa, yetmiş gün, onun üzerine günah yazılmaz. Yetmiş gün içinde ölürse, şehit olarak ölür. Yetmiş senelik günahı dahi bağışlanır.

Bu namazın her rekatında şunlar okunur: Bir kere Fatiha suresi. Bir kere Ayet'el Kürsî. (Bakara suresinin 255. âyetidir.) Üç kere İhlâs suresi.

Çarşamba günü namazı.

Muaz b. Cebel r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz buyurur:

Bir kimse, salı günü on iki rekat namaz kılarsa, arş tarafında bir melek onun için şöyle seslenir: Ey Allah'ın kulu, amelini yenile. Allah-ü Teâlâ, senin geçmişte işlediğin günahtan bağışladı. Bu arada, o kimsenin kabir azabı kaldırılır. Kabrin darlığı ve sıkıntısı kalkar. Kıyametin zorlukları ondan alınır, her gün onan için, bir peygamber ameli yazılır.

Bu namazın her rekatında şunlar okunur: Bir kere Fatiha suresi.       Bir kere Ayet'el Kürsî. (Bakara suresinin 255. âyetidir.) üç kere İhlâs suresi. (112. sure.) Üç kere Muavvezeteny.(Felak- Nas) (113. ve 114. sure.)

Perşembe günü namazı.

İbn-i Abbas r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur; Bir kimse, perşembe günü öğlenle ikindi arasında iki rekat namaz kılarsa. Allah-u Teâlâ o kimseye recep, şaban ve ramazan ayını oruçlu geçirmiş gibi sevap verir. O kimseye : Kâbe-i Muazzama'ya gidip hac etmiş gibi sevap verir.

O kimseye: Allah-u TeâJâ'ya iman edip ona tevekkül edenlerin sayısı kadar iyilik yazar. Bu namazın her rekatında. şunlar okunur:

Birinci rekatında bir kere Fatiha suresi. Yüz kere Ayet'el-Kürsî (Bakara suresinin 255. âyetidir.)

İkinci rekatında bir kere Fatiha suresi. Yüz kere ihlas süresi. (112. Sure.)

Bu namaz bittikten sonra, Resulüllah S.A.V efendimize yüz kere salavat-ı şerife okunmalıdır

 Cuma günü namazı.

Hazret-i Abbas r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur: Cuma gününün tamamında namaz kılınabilir.

Cuma günü, güneş doğup da bir mızrak boyu veya daha fazla yükseldikten sonra bir kimse kalkıp güzelce abdest aldıktan sonra; sevabını Allah'tan bekleyerek iki rekat kuşluk namazı kılarsa Allah-u Teâlâ onun için iki yüz sevap yazar; iki yüz de kötülüğü ondan siler.

Bir kimse, aynı işleri yaptıktan sonra dört rekat namaz kılar ise. Allah-u Teâlâ onun için cennette dört yüz derece yükseltir.

Bir kimse, anlatıldığı gibi sekiz rekat namaz kılarsa Allah-u Teala onun cennetteki derecesini sekiz yüz derece yükseltir. Ve onun bütün günahlarını bağışlar.

Bir kimse, aynı şekilde on iki rekat namaz kılarsa Allah-ü Teala onun için bin iki yüz sevap yazar. Ve., onan bin iki yüz kötülüğünü siler. Cennette dahi, onun bin iki yüz derecesini yükseltir.

Ebu Hüreyre r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, cuma günü sabah namazını cemaatle kıldıktan sonra güneş doğuncaya kadar mescidde oturur; Yüce Allah'ı zikrederse onun Firdevs cennetinde yetmiş derecesi yükselir. Her derecesinin arası, yarışa çıkan bir at hızı ile yetmiş senelik mesafedir. Bir kimse, cuma namazını cemaatle kılarsa Firdevs cennetinde onun için elli derece yükseltilir. Her derecenin arası, hızlı giden bir at yürüyüşü ile elli senelik mesafedir.

Bir kimse, cuma günü ikindi namazını cemaatle kılarsa, hepsi köle olan İsmail peygamber soyundan seksen köle azad etmiş gibi sevap alır.

Bir kimse, cuma günü, akşam namazını cemaatle kılarsa, makbul bir hac ve makbul bir umre sevabı alır.

İbn-i Abbas r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, cuma günü öğlenle ikindi arasında iki rekat namaz kılarsa Rabbimizi rüyada görmeden dünyadan çıkmaz.

Bu arada, cennetteki yerini görür ve orası, kendisine gösterilir. Bu namazın her rekatında aşağıda belirtilen sureler ve âyetler okunur.

Birinci rekatta: Bir kere Fatiha suresi. Bir kere Ayet'el - Kürsî. (Bakara suresinin 255. Ayetidir.) 25-Yirmi beş kere Felak suresi. (113. suredir.)

İkinci rekatta: Bir kere Fatiha suresi. Bir kere ihlâs suresi (112. suredir.) 21-Yirmi bir kere Felak suresi. (113. suredir.)

Selamdan sonra da 51-Elli bir kere ; لا حول ولا قوة إلا بالله ; La havle ve la kuvvete illa billah. (Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır.)

Resullullah S.A.V efendimizin huzuruna bir bedevi gelip şöyle dedi: Ya Resulellah, biz uzak köylerdeyiz. Şehre de uzağız. Her Cuma günü şehre gelmemiz de zor. Şimdi bana öyle bir amel söyle ki; Cumayla alakalı olsun; köyüme döndüğüm zaman kendilerine bildireyim.

Resulellah S.A.V efendimiz şöyle buyurdu: Ey Arabi, cuma günü, güneş yükseldikten sonra İki rekat namaz kıl. Bu namazın ilk rekatında: Fatiha suresini. Felak suresini okursun. İkinci rekatta: Fatiha suresini. Nas suresini.okursun. Bundan sonra, teşehhüde oturursun; sonra da selam verirsin.

Daha sonra, oturduğun yerde yedi kere Ayetel - Kürsîyi okursa Bundan sonra, dörder dörder olmak üzere; sekiz rekat daha kılarsın. Bu namazların her rekatında şunları okursun: Bir kere Fatiha suresi. Bir kere Nasr (iza cae nasrullahi) suresi. Yirmi beş kere ihlâs suresi.

Namaz bittikten sonra, yetmiş kere şunu oku: لا حول ولا قوة إلا بالله La havle ve 1â kuvvete illâ billah'il - aliyy'il - azim. (Güç ve kuvvet Yüce azim Allah'ındır.)

Muhammed'in nefsi elinde olan Yüce Zat hakkına yemin ederim ki Mümin erkek ve mümin kadından her kim bu namazı cuma günü anlattığım gibi kılar ise., onun cennete gireceğine kefil olurum.

O kimse, oturduğu yerden kalkmadan Allah-ü Teâlâ onu ve ana babasını bağışlar; şayet Müslüman iseler. Arşın alt tarafından dahi, şöyle bir nida gelir: Ey Allah'ın kulu, yeniden amel işlemeye bak. Allah-u Teâlâ senin gelmiş ve gelecek günahlarını bağışladı. Resulullah S.A.V efendimiz, bu namazın o kadar çok faziletini anlat ki izahatı yapılsa uzun olur.

Biz, daha önce bir başka namazın faziletlerini anlattık. O namaz cuma günü on iki rekat olarak kılınır. Onda on iki kere de ihlâs suresi okur. O namazı kılmak isteyen kılabilir.

Cumartesi günü namazı.

Ebu Hüreyre r.a, Resulullah S.A.V efendimiz söyle buyurur:

Her kim, anlatılacak şekilde, cumartesi günü dört rekât namaz kılarsa Allah’u Teâla, onun okuduğu her harf için bir hac ve bir umre sevabı yazar. Yine okuduğu her harf için bir sene gece namaz kılmış, gündüz oruç tutmuş gibi sevap ameli yazılır.

Okuduğu âyetlerin her harfine bir şehit sevabı verilir. Kendisi, Yüce Allah'ın arşı altında peygamberlerle ve şehitlerle beraber olur. Bu namazın her rekatında şunlar okunur: Bîr kere Fatiha suresi. Üç kere Kâfirun suresi. (109. suredir.)

Namazı bitirip de selâm verdikten sonra, Ayet'el - Kürsîyi okur.

Gunyetut Talibin; 997

Pazar gecesi kılınacak namazın fazileti.

Enes b. Malik r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, pazar gecesi yirmi rekât namaz kılarsa Allah-u Teala’dan çorak isteyenlerin ve istemeyenlerin sayısı kadar Allah-u Teâlâ o kimseye sevap ihsan eder. Allah-u Teâlâ o kimseyi, kıyamet günü, güven altında olan kimselerle diriltir.

Ve, onu, peygamberlerle birlikte cennete koymak, Allah-u Teâlâ'ya düşer.

Bu namazın her rekâtında şunları okur:

Bir kere Fatiha suresi, Elli kere ihlâs suresi. (112. suredir.) Birer kere Muavvezeteyn sureleri.. (113. ve 114. surelerdir.)       

Yüz kere istiğfar eder.  أستغفر الله(Estağfirullah..) Yüz kere kendisi için, ana babası için istiğfar eder.  اللهم اغفر لى ولوالدي(AIlahummeğfir li ve li valideyye.)

Yüz kere kendi gücünden ve kuvvetinden geçip Yüce Allah'ın gücüne ve kuvvetine İltica eder. لا حول ولا قوة إلا بالله  (La havle ve la kuvvete illâ billahilaliyy'il-azim.)

Banlardan sonra söyle der: Şehadet ederim ki, Allah'tan başka ilâh yoktur. Şehadet ederim ki, Yüce Allah, Adem'i seçti; yarattı, İbrahim Aleyhisselâm Aziz Celi) Allah'ın halilidir. Musa Yüce Allah'ın kelimidir. İsa Subhan Allah'ın ruhudur. Muhammed Aziz Celil Allah'ın habibidlr. (Eşhedü en la ilâhı illallah.. Ve eşhedü enne Ademe safvetullahi ve fıtratihi ve İbrahim halilullhi Azze ve Celle ve Musa Kelimullahi Teâlâ ve İsa Ruhullah Sübhanehu ve Muhammed Habibullah Azze ve Celle..)

Pazartesi gecesi kılınacak namazın fazileti.

Enes b. Malik r.a. Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur: Bir kimse, anlatılacağı gibi, dört rekât namaz lalar da, Yüce Allah'tan bir dilekte bulunursa, Yüce Allah onun dileğini yerine getirir. Bu namazı şöyle kılar: Birinci rekâtında; bir kere Fatiha suresi. On kere İhlâs suresi (112. sure.) ikinci rekatta; bir kere Fatiha suresi. Yirmi kere İhlâs suresi. Üçüncü rekatta; Bir kere Fatiha suresi. Otuz kere ihlâs suresi. Dördüncü rekatta; bir kere Fatiha suresi. Kırk kere İhlâs suresi Bundan sonra, teşehhüde oturur ve selâm verir.

 Daha sonra şunları okur: Yetmiş, beş kere İhlas suresini okur. Yetmiş beş kere, kendisinin ve ana babasının bağışlanmasını Yüce Allah'tan diler. Yetmiş beş kere Resulullah S.A.V efendimize salavat okur. Bu namazın adına da Hacet namazı denir.

Ebu Umame r.a Resulullah S.A.V efendimiz söyle buyurur:

Bir kimse, anlatılacağı şekilde pazartesi gecesi iki rekât namaz kılarsa Allah-u Teâlâ onun adını cennet ehli kimseler arasında yazar; isterse o cehennem ehli kimselerden olsun Açıktan işlediği günahları bağışlanır. Okuduğu her ayet sayısı kadar hac ve umre (sevabı yazılır. Namaz kıldığı bu pazartesiden öbür pazartesiye kadar ölürse, şehid olarak ölür.

Bu namazın her rekatında şöyle okur:  Bir kere Fatiha suresi. On beş kere ihlâs suresi. (112. sure.) iki rekattır.

Selâm verdikten sonra on beş kere Ayet'el - Kürsiyi, (Bakara suresinin 255. âyetini) okur ve on beş kere Allah-u Teâlâ'dan bağışlanmağını diler.

Salı gecesi kılınacak namazın fazileti.

Bu manada, Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurmuştur:

Bir kimse, salı gecesi on iki rekat namaz kılar ise Allah-u Teâlâ onun için cennette bir köşk yapar. Enine boyuna onun genişliği, dünyanın yedi katıdır.

Bu namazın her rekatında şunlar okunur:

Bir kere Fatiha suresi. Beş kere Nasr (iza cae nasrullahi..) suresi. (110. suredir.)

Çarşamba gecesi kılınacak namazın fazileti.

Resulüllah S.A.V efendimiz şöyle buyurur: Bir kimse, çarşamba gecesi iki rekat namaz kılarsa, her semadan yetmiş bin melek iner. Kıyamet gününe kadar o kul için sevap yazarlar. Bu namazda şunlar okunur:

Birinci rekatında; Bir kere Fatiha suresi. On kere Felak suresi. (113. sure,)

ikinci rekatında: Bir kere Fatiha suresi. On kere Nas suresi-(114. sure.)

Perşembe gecesi kılınacak namazın fazileti.

Ebu Hüreyre r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse; akşamla yatsı namazı arasında kılacağı iki rekat namazın her rekatında:

Bir kere Fatiha suresini, Beş kere Ayetel - Kürsî (Bakara suresinin 255. ayetidir.)

Beş kere İhlas suresini (112. suredir.) Beşer kere Muavvezeteyn surelerini (113. ve 114. sureleri) okumalıdır.

Namaz bittikten sonra, on beş kere Allah-ü Teâlâ'dan günahlarının bağışlanmasını dilemelidir. Bir kimse, bu şekilde kıldığı namazın sevabını ana babasının ruhuna bağışlarsa onların hakkını ödemiş olur. Bu namazını kıldığı takdirde, Allah-u Teâlâ o kimseye sıddıklara ve şehitlere ihsan eylediği sevabı ihsan eyler.

Cuma gecesi kılınacak namazın fazileti

Cabir b. Abdullah r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse tarifi yapılacağı şekilde aksamla yatsı arasında on iki rekat namaz kılarsa, geceleri namaz kılıp gündüzleri oruç tutup da on iki sene ibadet eden kimseye verdiği sevabı verir.

Bu namazın her rekatında şunları okur: Bir kere Fatiha suresini. On kere İhlas suresini.

Enes b. Malik r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, cuma gecesi yatsı namazını cemaatle kıldıktan sonra iki rekat sünnet, sonra dört rekat nafile kılar, her rekatında: Bir kere Fatiha, suresi, Bir kere ihlas suresi. (112, sure..) Birer kere Muavvezeteyn. (113. ve 114. sureler.) okursa, daha sonra vitir namazını da kıldıktan sonra sağ yanına yatar uyarsa, kadir gecesini ihya edip ibadetle geçirmiş gibi sevap alır.

Resulullah S.A.V efendimiz, bir başka hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: Ezher günü olan cuma günü, garra (nurlu) gecesi olan cuma gecesi bana çokça salavat  okuyunuz.

Cumartesi gecesi kılınacak namazın fazileti.

Enes b. Malik r.a. Resulullah S.A.V efendimiz şöyle buyurur:

Bir kimse, cumartesi gecesi akşamla yatsı arasında on iki rekât namaz kılarsa (Bu namazda fatiha’dan sonra dilediği zammı sureyi okuyabilir) Allah-u Teâla onun için cennette bir saray yapar. Mümin olan her erkek ve her kadına sadaka vermiş gibi sevap alır. Yahudilik belâsından dahi, emin olur. Ve., artık onu bağışlamak, Allah-u Teâlâ'ya düşer.

 

Vesveseden kurtulmak için ne yapmak gerekir.

Soru: Vesveseden kurtulmak için ne yapmak gerekir.

Cevap: Bismillahirrahmanirrahim

İbn-i Abbâs Radıyallahu anhüma anlatıyor: Dendi ki "Ey Allah'ın Resulü,  her birimiz içinde, (bazan, öylesine çirkin) bir şeyin arız olduğunu görür ki, bunu söylemektense o şeyin bir kor parçası olup (kendisini yakması) ona daha sevimli gelmektedir!"

Resulullah aleyhissalâtu vesselam bu söze şöyle mukabelede bulundu:

"Allahuekber, Allahuekber, Allahuekber! Şeytan'ın hilesini vesveseye çeviren Allah'a hamd olsun!"[1]

Ebu Zümeyl rahimehullah anlatıyor: "İbn-i Abbas radıyallahu anhüma'ya (bir gün): "içimde duyduğum bu (fena) şeyler de ne?" diye sormuştum. Bana:

"Ne hissediyorsun ki?" dedi. Ben:

"Vallahi (onlar çok fena!) dilime alamam!" dedim.

"Şekk (şüpe) cinsinden bir şey mi?" dedi ve güldü. Sonra açıkladı:

"Bu (çeşit vesveselerden hiç kimse kurtulamaz. Nitekim Allah Teâla hazretleri (Resulüne) şu ayeti inzal buyurmuştur. (Mealen): "Eğer sana indirdiğimiz (kitapta anlatılan bu kıssalar) hakkında bir şüphen varsa, senden evvel indirilmiş olanları okuyanlara sor. Andolsun ki, sana Rabbinden hak (olan kitap) gelmiştir, sakın şüphe edenlerden olma!"[2]

İbn-i Abbas bana dedi ki: "Eğer içinde herhangi bir vesvese bulursan şöyle de: "O (Allah), hem evveldir, hem ahirdir, hem zahirdir, hem bâtındır. O her şeyi bilendir"[3]

      Açıklama

l- Son iki hadis Ebu Dâvud'da "Vesveseyi Red" adını taşıyan bir bapta kaydedilmiştir. Hadislerin muhtevasından da anlaşılacağı üzere her insana arız olan vesveseler hakkında mü'mine bir bilgi verilmek istenmektedir. Bu bilginin özü şudur: Her insan, gayrı ihtiyarî olarak bazı vesveselere düşmektedir. Bu vesveseler, iradeye tabi olmadan geldiği ve vicdanda bir tasdik bulmadığı için insana herhangi bir zararı yoktur. Bu çeşit imana, edebe muhalif vesveseler geldiği zaman telaşlanmadan imanı takviye edici, iman esaslarını hatırlatıcı ayetlerden okumalıdır.

İbn-i Abbâs'ın vesvese anında okunmasını tavsiye ettiği ayet Rabb Teâla'nın zatî vasıflarıyla ilgili: "O, evveldir, âhirdir, zahirdir, bâtındır, her şeyi bilicidir." Ayetin mânasını şöyle anlamamız münasiptir: "O, evveldir: Başlangıcı olmadığı gibi, bütün varlıkların başlangıcı da O'nun ilim ve kudretine bağlıdır. O, ahir'dir; Sonu olmadığı gibi, bütün varlıkların neticesi O'na bakar ve dönüşü O'nadır. O, zahirdir: Varlık ve birliğinin delilleri her şeyde apaçık görünür ve bütün varlıklar dış görünüşleri ve sanatlı yapılışlarıyla O'nun kudret ve sanatına şahidlik eder, O bâtın'dır: Her şeyin hakikatine vakıftır ve her şeyin içyüzü O'nun kudret ve hikmetine şahidlik eder. O her şeyi hakkıyla bilendir."

2- Vesvese hususunda sorulunca İbnu Abbas radıyallahu anhüma, ayet okuyarak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın da benzer vesveselere maruz kaldığını, bunun üzerine Efendimizi takviyeye matuf o âyetin indiğini ifade etmek istiyor.

Müfessirler, âyette muhatap Resûlullah mı başkaları mı ihtilaf etmiştir. Resûlullah olduğunu söyleyenlerden bazısına göre: "Zahirde Resûlullah ise de asıl murad edilen bankasıdır ve bu muhtevada başka örnekler vardır: "Ey peygamber! Allah'a muttaki ol, kâfirlere ve münafıklara itaat etme"[4] mealindeki ayetle, "... Allah sorar; "Ey Meryem oğlu Isa! insanlara beni ve annemi Allah'tan başka ilahlar edinin diyen sen misin?.."[5] ayetlerinde olduğu gibi." Meseleyi açıklayan Râzi, buna, bizim "Kızım sana söyledim gelinim sen anla!" örneği verilir.

Müfessirlerin yer verdikleri bir diğer görüşe göre, "Muhammed aleyhissalâtu vesselam bir beşerdir. Bu sebeple onun kalbine de, diğer insanlara olduğu üzere müşevveş hatıraların ve sıkıntı veren fikirlerin gelmesi caizdir, işte bu çeşit vesveseler bir kısım delillerin getirilmesi, beyyinelerin takriri ile bertaraf edilebilir. İşte Rab Teâla hazretleri bu maksatla zaman zaman ayetler inzal buyurarak Resulünün benzer vesveselerini izâle etmiştir.

Sadedinde olduğumuz hadisten İbn-i Abbâs radıyallahu anhüma'nın da bu kanaatte olduğu anlaşılmaktadır."

Bu meselede ileri sürülen farklı görüşleri, toptan büyük müfessirimiz Fahreddin-i Râzinin tefsirinde bulabiliriz.

 

Ebu Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam)'in Ashabından bir kısmı ona sordular: Bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağına kâniyim". Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam): "Gerçekten böyle bîr korku duyuyor musunuz?" diye sordu. Oradakiler Evet deyince: "İşte bu (korku) imandan gelir (vesvese zarar etmez) dedi."[6] Diğer bir rivayette: "(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah'a hamd olsun' demiştir.

Müslim'in İbn-i Mes"ud (radıyallahu anh)'dan kaydettiği bir rivayet şöyledir: "Dediler ki: "Ey Allah'ın Resulü, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki. onu (bilerek), söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercih eder. (Bu vesveseler bize zarar verir mi?)''. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam): "Hayır bu (korkunuz) gerçek imanın ifadesidir" cevabını verdi".

AÇIKLAMA

Hadîste, Ashab, iradeleri olmadan içlerinden, kendiliğinden doğan vesveselerden sormaktadır. Bu hadîste imânî meseleler üzerinde olduğu anlaşılan hu vesveselerin, bazı rivayetlerde Allah hakkında olduğu belirtilir. Bunlar normalde kabul edilemiyecek, muhal şeyler olduğu için, iradî olarak konuşmanın günah olacağı korkusu hâkimdir. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselam) içten, kendiliğinden gelen bu seslerin kişiye zarar vermeyeceğini belirtiyor. Delil olarak da kişinin duyduğu korkuyu gösteriyor. İnsanda merak, korku gibi, irâdeyi dinlemeyen, zapt altına alınamayan bir kısım duyguların şevkiyle içten gelen bu sesi hepimiz her zaman duyarız. Vehimli mizaçlar "içim bozulmuş" diye ümitsizliğe bile düşebilir. Ancak Resûlullah (aleyhissalâtu vesselam), bu seslerden duyduğumuz endişeyi en büyük bir delil yapmak Mademki o sese irademizle iştirak etmiyor, aklımızla tasdik etmiyor, aksine üzülüyoruz, öyle ise bu şeytanın bir vesvesesidir. aldırmayın" mânasında ''Korkunuz gerçek imanın ifadesidir" buyuruyor.

Şeytanın bu desisesinin mahiyetine kadar asılsız olduğunu, bazı risalelerde beyan ettiğimiz gibi, burada kısaca bahsedeceğiz. Şöyle ki: Nasıl ki âynada yılanın sureti ısırmaz ve ateşin misali yakmaz ve murdarın aksi telvis etmez (kirletmez). Öyle de: Hayal veya fikir âynada küfrün ve şirkin akisleri ve dalâletin gölgeleri ve şetimli ve çirkin sözlerin hayalleri, İtikadı bozmaz, imanı tağyir etmez, hürmetli edebî kırmaz. Çünkü meşhur kaidedir ki, hayali sövmek, sövmek olmadığı gîbi, hayal-i küfr dahi, küfür değil ve dalâleti düşünmek de dalâlet değil. İmandaki şek meselesi ise, imkân-ı zâtiden gelen ihtimaller o yakîne zıt değil ve o yakini bozmaz. ilm-i usul-i dinde yerleşmiş bir kaidedendir ki: Varlık alemi ilmî yakine zıt değildir.''



[1] Ebu Dâvud, Edeb 118, No:(5112)

[2] Yunus 94

[3] (Hadîd 3). EbuDâvud, Edebi 18,No: (5110)

[4] (Ahzâb 1)

[5] (Maide 116)

[6] Müslim,İman.209 (132); Ebu Dâvud, Edeb 118 (5110).

 

YUKARI